Dünyanın iç yapısı jeolojik ve jeofizik çalışmalarla belirlenmiş bir modeli içerir. Yerkürenin dışında yaklaşık 70-100 km kalınlığında bir taşküre (Litosfer) yer alır ve kıtalar ile okyanuslar bu katmanda bulunur. Mantonun altında, nikel-demir karışımından oluşan çekirdek bulunur ve bu çekirdeğin sıvı bir ortam olabileceği düşünülür.
Üst Manto'da bulunan Astenosfer, yumuşak bir yapıya sahiptir ve konveksiyon akımları ile hareket eder. Bu hareketler, tas kabuğunun parçalanmasına ve "Levhalar" olarak adlandırılan parçaların oluşmasına yol açar. Bu levhalar, kıtaların üzerinde bulunur ve birbirlerine göre hızlı bir şekilde hareket ederler.
Levhaların sınırlarında sürtünme ve sıkışmalar meydana gelir. İki levha arasındaki sürtünme kuvveti aşıldığında, ani bir hareket oluşur ve deprem dalgaları yayılır. Depremler, genellikle levha sınırlarında dar kuşaklar boyunca meydana gelir.
Depremlerin oluşumu, "Elastik Geri Sekme Kuramı" olarak adlandırılan bir teoriyle açıklanır. Bu teoriye göre, zamanla biriken deformasyon birikimi, belirli bir noktada birleşerek ani bir hareket oluşturur ve deprem meydana gelir.
Faylar, bu süreçte oluşan kırıklar olarak karsımıza çıkar ve depremlerin büyük bir kısmı fay hatları boyunca meydana gelir.
Sonuç olarak, depremler yerkabuğundaki levhaların hareketi ve fay hatlarındaki kırılmalar sonucunda meydana gelir. Faylar, deprem bölgelerinin ana belirleyicilerindendir ve yeryüzünde büyük etkilere yol açabilirler.